MENÜ

OktoBlog

Profesyonel İş Yaşamında İstediğiniz Her Şeyi Nasıl Söylersiniz? Yüz Yüze İletişimin 4 Altın Kuralı

Profesyonel İş Yaşamında İstediğiniz Her Şeyi Nasıl Söylersiniz? Yüz Yüze İletişimin 4 Altın Kuralı

Önemli bir konuda birisiyle yüz yüze görüşmeniz gerekiyor. Bunu nasıl yapmanız gerekir? Bu oldukça önemli bir konudur çünkü bir şeyi nasıl söylediğiniz, ne söylediğinizin önüne geçebilir.

Doğru bir iletişimle çok kolay çözülebilecek durumların ertelenmesi, iletişimsizlikten ötürü büyümesi ve yanlış yerlere çekilmesi, hem zaman hem de motivasyon kaybına neden olmakla beraber profesyonel iş yaşamında olmaması gereken durumlardır.

İdeal bir iletişim, “Başkalarının haklarına saygılı olup kendi haklarının da arkasında durabilmek ve kendini doğru ve net bir şekilde ifade edebilmek” olarak tanımlanır. Böyle bir konuşmayı kendinizi doğru bir şekilde anlatarak ve doğru anlaşılarak yapabilmek için gerekenleri sizler için derledik.

      1. Kendi Sınırlarının Farkında Olmak

Her bireyin kendi hareketlerinin sonuçlarını üstlendiğini, kendi hareketlerinin sorumluluğunu alması gerektiğini kabul etmek, sağlıklı bir bakış açısı edinmek için önemlidir. Başkalarının haklarına saygı duyduğunuz sürece, bir karar verdiğinizde, sizi ilgilendirmeyen nedenlerden ötürü ve sizi bağlamayan durumlardan ötürü insanların sizi vazgeçirmeye çalışmasına, sorumluluğu size yüklemesine veya kararınızı sorgulayıp yargılamasına müsaade etmemelisiniz.

   

         2. Empati

Konuşacağınız kişinin isteklerini, o an içinde bulunduğu durumu ve hislerini göz önünde bulundurarak bir başlangıç yapabilirsiniz. Konuşacağınız kişinin sizi dinlemeye açık olduğundan, o an başka önemli bir işi, bir sağlık sorunu vs. olmadığından, ulaşılabilir ve müsait olduğundan emin olun. Böyle bir durumda “Sanırım şu an konuşmak için uygun bir zaman değil, istersen başka bir zaman konuşalım.” demek ve konuşmayı ertelemek her zaman en doğrusudur. Aynı şey sizin için de geçerlidir. Duygularınızın; öfke, üzüntü, endişe vs. ön planda olduğunuzu hissediyorsanız, daha sakin ve sağduyulu olduğunuz bir anı beklemeyi deneyin.

Eğer konuşma yapmak için her iki taraf da uygunsa, aynı fikirde olmasanız bile durumun karşı tarafından nasıl göründüğünü anladığınızı ve tek taraflı düşünmediğinizi göstermeniz gerekir. Daha sonra durumun sizin tarafınızdan nasıl göründüğünü anlatarak, niyetinizin bir karşı koyma ya da meydan okuma değil uzlaşma olduğunu gösterebilirsiniz. Her şeyi tek taraflı anlatırsanız, karşınızdaki insanın da kendini tek taraflı anlatması ve savunmaya geçmesi olasıdır.

*Böyle bir yardıma ihtiyacın olduğunun farkındayım ancak bu dönemde gerçekten çok yoğunum, maalesef vakit ayıramayacağım.

*Fiyatlandırmaları tahmin etmek çok zor biliyorum, ancak elimizden gelen ne ise onu ortaya koymamız gerek ve bu hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.

*Bu konuda ne demek istediğini anladım ve çok haklısın, ancak…

Bu cümlelere daha anlayışlı bir giriş yaparak, pozitif bir etki yaratabilir, negatif yönünün biraz daha geri planda kalmasını sağlayabilirsiniz.

*Şöyle bir açık olduğunu fark ettim, muhtemelen böyle bir hata yaptığını sen de fark etmemişsindir, ancak….

*Şu an işler çok yoğun ve büyük bir baskı altındasın, bunu anlıyorum, ancak… gibi.

Karşı tarafı suçlamak, etiketlemek ya da negatif yönlerini ön plana çıkararak bir konuşma yapmaktan kaçınmak da doğru bir iletişim için esastır.

     3. Hayır Demeden Önce

Size yöneltilen teklifi, fırsatı, önermeyi vs. reddedecekseniz; öncelikle teşekkür ederek cevabınızın daha az negatif algılanmasını sağlayabilirsiniz.

“Bana yaptığınız bu güzel teklifi takdir ediyorum, çok teşekkür ederim. Ancak şu an elimde çok fazla iş olduğu için buna vakit ayıramayacağım.”

Karşı tarafa şu anki önceliklerinizi ve teklifi neden reddettiğinizi anlatın, daha sonra karşı tarafa başarılar veya şans dileyerek konuşmanızı pozitif bir şekilde bitirin. Yerinize başka birini veya yardımcı olabilecek birini de önermek, konuşmayı sonlandırmak için başka bir pozitif seçenek olabilir.

Daha ciddi bir “hayır” demeniz gerektiğinde, en zorlu durumlara ve kişilere karşı bile deneyebileceğiniz, klinik psikolog Craig Malkin’in ABCD methodunu kullanabilirsiniz:

1. Affect (Nasıl hissettiğiniz) 2. Behaviour (Sizi rahatsız eden davranış) 3. Consequences (Bu davranışın sonuçları) 4. Describe (Nasıl olmasını isterdiniz?)

Örneğin:

“Çalışmalarımıza ve ekibe gerçekten çok değer veriyorum ve bana bazı konularda çok yardımcı olundu, bunun için müteşekkirim. Ancak son zamanlarda yaptığım işler hiç takdir edilmeyip görmezden gelinmekle birlikte gözden kaçırdığım birkaç küçük şey ön plana çıkarılır oldu, bu da benim motivasyonumu ciddi bir biçimde etkiledi ve beni ekipten dışlanmışım gibi hissettirdi. Oysaki ben çok emek vererek yaptığım bir işin takdir edilmesini, yanlışlarım için de daha doğru bir iletişim kurulmasını arzu ederdim.”

 

“Duygularınızın ön planda olduğunuzu hissediyorsanız, daha sakin ve sağduyulu olduğunuz bir anı beklemeyi deneyin…”

 

   4. Beden Dili

Konuşacağınız kişi veya kişileri mümkünse karşınıza alın, dik bir şekilde oturun ve direkt göz teması kurun. Sesinizin çok alçak ya da yüksek olmadan, net bir şekilde duyulabilen bir aralıkta olmasına dikkat edin. Gözlerinizi kaçırarak, duraklayarak, fazla rahat veya omuzları düşük bir şekilde durarak vereceğiniz mesaj, ciddiyet ve kararlılıkla karşılanmayabilir. Bu kendinizden yeterince emin olmadığınız mesajını verir ve karşı taraf fikrinizi değiştirmeye çalışabilir.

Özet

Doğru bir şekilde söylendiği sürece, profesyonel iş yaşamında da kendinizi ifade etmek mümkündür, üstelik aynı fikirde olmasanız bile. Bunun dışında insanlardan gerekmediği halde özür dilemeyin, onları razı etmeye, ikna etmeye vs. çalışmayın. Sizin göreviniz, başkalarının haklarına saygı gösterdiğiniz sürece, kendinizi profesyonelce ve doğru bir biçimde anlatmaktan daha fazlası değildir.

Edanur Sarıışık

UX Content Editor