MENÜ

OktoBlog

Design Studio Metodu

Design Studio Metodu

Mevcut Problem: Bitmek Bilmeyen Revizyonlar

Ajans deyince çoğumuzun aklına harıl harıl çalışılan, tasarımcılar ve art direktörlerden oluşan, iletişimin çok sık ve hızlı olduğunu dinamik bir ortam gelir. Tasarımcılar gece gündüz çalışırlar, müşterilerin beğenisine sunulacak konseptler hazırlamak için bazen uykusuz bile kalırlar. Bir de her şey iyi gidiyor derken, müşteriden gelen bir mail içeride şok etkisi yaratır:

‘’ İyi de bu bizim istediğimiz gibi olmamış ki! ‘’

Tahmin ettiğiniz gibi derin bir sessizlik olur. Bu tip geri bildirimler arttıkça ağır tempoda çalışanlar için durum iyice kabak tadı vermeye başlar. (Hani benim emeklerim vaziyeti…)

Revizyonu bol bu süreçte, tasarımcıyı bitmek bilmeyen tasarım konseptleriyle dar alanda (zamanda) kısa paslaşmalar ve uzun mesai saatleri bekleyecektir. Bu durum zincirleme reaksiyon gösterir. Major revizyonları kod tarafında tamamlayacak front-end back-end dev gibi arkadaşlar da durumdan mustariptir. Tabii bu listeye projeden sorumlu ürün müdürleri ve proje yöneticileri ve hedefli tutturamayan pek çok başka rol de eklenebilir.

Revizyonu Bol Projelerden Herkes Mağdur

Revizyonu bol bu sürece, geçmiş deneyimlerimde iş analistleri ve ürün müdürlerinin dünyasında da rastladım. Back-end alt yapısına uymayan çözümler, yazılım departmanı ile istişare edilmeden verilen kararlar, günün sonunda (hadi buna çeyrek diyelim) herkesi zor durumda bırakmıştı. Ayrıca market validasyonu yapılmamış, son kullanıcıya dokunmayan ve yazılımcının ancak tasarımın bitiminde projeyi görebilmesi ayrı bir sorun oluşturmuştu.

Ürün tarafında her şeyin ideal seyrinde gittiği bir senaryoda ise, pazarlama departmanı, tasarım sürecinde kampanya, reklam gibi alanların; hedef kullanıcı gruba gösterimi için hummalı bir mücadeleye girerler. Operasyon departmanları ise zaten bir köşede en ağır şartlarda müşteri memnuniyeti için çalışırken, unutulmuştur bile. Son kullanıcılardan gelen geri bildirimleri, birinci elden dinlerken, bazen en ağır hakaretlere maruz kalırken; nasıl olur da operasyon departmanı bu sürecin dışında tutuluyor değil mi? Sonuç olarak ters giden işlerden tüm departmanlar ve farklı şapkaları takan roller bir şekilde mağdur oluyor.

Peki Bu Sorun Nasıl Çözülebilir?

Neyse ki size bu konuda güzel haberler verebilirim. Biraz sonra detaylarına gireceğim metot da, sorunu tek başına çözen Rock Starlar yok; aksine projeye katılan herkes sürece katkıda bulunarak ortak bir değer oluşturuyor ve sonuç olarak projeye ait hissediyor. UX dünyasına hızla adapte edilen, yaratıcı üretim yöntemlerden biri olan Design Stüdyo ile keşif sürecinde herkesi aynı masada toplayarak, harika sonuçlar elde edebilirsiniz. Servis tasarımının bu aşamadan önce ayrıca çözümlenmiş olması, projeyi daha da hızlandıracaktır.
Ürünün erken aşamasındaki inovatif yaklaşımlar ürüne yön verirken, ürünün gelecek başarısı üzerinde de büyük rol oynuyor. Bu aşamalar genellikle dağınık, toz bulut halinde, dokümante edilmemiş ve bürokrasiye tabii olabiliyor. Tüm bu süreçleri sağlıklı ve doğru bir şekilde işletebilmek, müşterilerin ihtiyaçlarına uygun ürünler üretebilmesi için vazgeçilmez bir araç olan design stüdyo metodunu, dış kaynaklardan da faydalanarak, derinlemesine analiz ettiğim daha teknik bir yazı hazırladım.
Design Stüdyo metodunu aktif olarak projelerimde kullanan biri olarak, metodun kaynağını sorguladım. Bu metodu Jeff Gothelf’in kitabı olan Lean UX’de duymuştum. Uygulamasına ise Avustralyalı UX Strateji uzmanı Bernard Shockman’ı takip ederken rastladım.
http://www.jeffgothelf.com/lean-ux-book/
İnternetteki bazı kaynaklarda bu metodun esasen klasik mimariden geldiği belirtiliyor. Bu tarz çalışmalarda mimarlar, birbirlerine fikirlerini sunar ve kritik alırlar ve süreçte fikirlerini birlikte geliştirirler. Bu yönüyle tasarım odaklı düşünce teknikleriyle benzer yöntemler (design thinking) kullanırlar.
UX disiplini tarafından, yöntemin dinamizmi, esnekliği; farklı bakış açıları ile kolektif problem çözme esasına dayanan ilkeleri nedeniyle son yıllarda hızla adapte edilmeye başlandı.
Kaynak: http://modernux.se/docs/designstudio/

Neden Design Studio?
1. Mevcut problem ve tespitten çözüme uzanan ara durumda (design gap), işbirliği yapılarak problemin asıl nedenleri ve yeni fırsatlar anlaşılır.
2. Farklı bakış açılarından gelen bilgileri, aynı paydada birleşerek birlikte süzer ve sadeleştirirsiniz.
3. Fikirleri ve özellikle de açıklanmamış varsayımları, sözsüz ya da sözlü biçimlerdense; paylaşılabilir, değerlendirilebilir ve üzerinde tekrarlanabilir bilişsel formlar haline getirirsiniz.
4. Gelecekteki ürün vizyonu için paylaşılan bir sahiplik kültürü oluşturursunuz.
5. Çok fazla fikri çok daha hızlı geliştirirsiniz. Bu süreler genellikle 3 saatten az, 10 saatten fazla olmamaktadır.
6. Farklı konseptler üzerinde dürüst ve şeffaf yaklaşım ortamı oluşturursunuz.
7. Katılımcılar kendi fikirlerini savunurken, diğer katılımcıların konsept fikirleriyle de pazarlık ederler.

Yukarıdaki özellikleri tekrar düşünce süzgecinden geçirirsek, çevik metotları benimseyen şirketlerin design studio metotlarını adapte etmesi olasıdır. Böyle düşünürken Target Process adlı kanban, agile, scrum proje yönetim platformu olan şirketin, ürün geliştirme adımlarında Design Studio metodunu kullandığını fark ettim. Micheal Dubakov’un yazısı aşama aşama süreci görseller ile desteklemiş.
Kaynağa buradan erişebilirsiniz.

UX Meets Agile: Design Studio Methodology


Süreç: Design Studio Nasıl İşliyor?
Tasarım stüdyosu için genel kural, en az zaman harcayarak, en fazla değeri elde etmek için ayrıntılara asla odaklanmamaktır. Peki bu sürecin temel adımları nelerdir?
1. Aydınlatma
İlk adımda, ekip tarafından problemin temeli ve engel ve sınırları (belli bir hedef grup veya platform gibi) tespit edilir. Buradaki problemin üzerine tıpkı sahnedeki bir sanatçının üzerine olduğu gibi spot ışıkları tutulur; problemi daha detaylı görmek için aydınlatma kavramı da buradan gelmektedir.
2. Eskiz
İkinci adım ise yaratıcılık ve tabii ki işin en eğlenceli kısmı başlıyor. Ekibin her bireyi ayrı olarak yaklaşık 5 dakika içerisinde, çözümlerini hızlıca çizer, adeta karalar. Burada detaylarına girilmiş pürüzsüz temiz çizimlerdense; olabildiğince çok fikri karalamalar şeklinde çıkarmak önemlidir.
3. Sunum
Üçüncü adımda atölyeye katılan herkes fikirlerini 1 dakikalık zaman diliminde birbirine sunar.
4. Eleştiri
Dördüncü adım olarak, tasarım hakkında açık bir tartışma yapılır. Eleştiri, daha önce sunulan fikirlerle ana konuları ortaya çıkarmak ve diğer üyeleri sonraki eskiz yinelemesi için ilham vermek içindir. Temelde şu sorulara cevap aranır:
Tasarım sorunu çözüyor mu? Bu iş için iyi bir zaman süresi ortalama 2 dakikadır. Tartışma, herkesin hem sorun hem de çözüm hakkında daha derin düşünmesini sağlayacaktır.
5. Yineleme
Son üç adım, en az 2-4 kez tekrar edilir. Yineleme, güvenilir çözümler bulmanın ve sorunun ortak bir anlayışa ulaşmanın anahtarıdır.

Bir tasarım stüdyosu oturumundan sonra, UX tasarımcısı, tasarımın uygulanmasına yönelik olarak çalışmak için bol miktarda materyal elde etmiş olacaktır.

Sonuç: Bir Ekip İşi Olarak Design Studio
Design Stüdyo metodunun işletilmediği bir ortamda alınan brief ve süreçler, ajansın ya da başka bir kurumun kara kutusuna benzer. Proje patladığı zaman da kutunun içinden proje yöneticisi ya da kreatif direktör gibi roller çıkar. Böyle durumlarda bir kahraman, ninja, rockstar gibi terimlere sahip kişilerin birikimlerinin projeyi kurtarması beklenerek hata edilmiştir.
Buna karşın, bir kara kutunun olmadığı ve şeffaflıkla yönetilen ve herkesin eş zamanlı bilgilendiği design stüdyo metodu yenilikçidir ve modern bir dijital çözümdür. Buradaki yaklaşımda tek bir kişinin mesleki entellektüel bilgi birikimi yerine, müşterilerin karmaşık ihtiyaçları, etkileşimleri, davranışları gibi bütüncül ve multi-disipliner bir bakış açısı gerektiren kavramlar, ekip olarak birlikte irdelenmelidir. Bu şekilde bulunan çözümler, çok daha kompleks sorunları,
çok daha isabetli, sofistike ve parlak fikirlerle çözer.

Design Studio’yu severek ticari projelerinde ve kendi ürünleri üzerinde de uygulayan bir ekip olarak bu konuda merak ettiklerinizi cevaplamaya hazırız.

Bize yazmayı unutmayın: hello@oktopeople.com