MENÜ

OktoBlog

Evet! Yakında Zeki Müren de bizi görebilecek!

Evet! Yakında Zeki Müren de bizi görebilecek!

Silikon vadisinden çıkıp, bir köy kahvesine uzanan sanal gerçeklik yolculuğuna hazır mıyız? Artık hiç de hayal değil. 

Hepimizin aklında aynı melodi canlandı sanırım, televizyonun bir toplum üzerinde şakasıyla, dramıyla ne gibi değişiklikler yaptığını genci yaşlısı birçoğumuz deneyimledik. Sıti Ana’nın yaşadıklarını hissettik, Deli Emin’le güldük eğlendik. Sadece bir televizyonun bunları yaptığını hesaba kattığınızda, sanal gerçekliğin hayatımızda ne gibi değişiklikler yapabileceğini tahmin dahi edemiyoruz. Şaka tabi, tahmin edenler var. Vizontele
Koşturarak gelişen teknoloji karşısında hepimiz şaşkınlık yaşıyoruz denebilir. Mars’a yolculuk planları, elektrik motorlu otopilotlu taşıtlar, 3-boyutlu sinemalar, gözlükler, oyun konsolları, hyperloop teknolojisi, say say bitiremeyeceğimiz deneyimlerden bahsedebiliriz. Bunlardan öne çıkan 2 unsura mercek tutmak isterim, VR (Virtual Reality – Sanal Gerçeklik) ve AR (Augmented Reality – Artırılmış Gerçeklik).

sanal gerçeklikVR yani sanal gerçeklik, dijital ortamda tasarlanmış arayüzleriyle, kullanıcılara 3 boyutlu bir ortamda hareket, ses ve görsel etkileşimi sağlayan, kullanıcıyı gerçek dünyadan soyutlayan bir dünyadır.

Pokemon Go

AR yani artırılmış gerçeklik ise, gerçek dünyanın üstüne giydirilmiş arayüzlerle görüntü, ses ve diğer etkileşim etmenlerinin gerçek dünyayla birleşerek zenginleşmesi olarak tanımlanabilir.

Peki nedir bu kocaman gözlükler? Reklam panolarında, her köşe başında karşılaştığımız dev gibi gözlük takmış garip garip hareketler yapan insanlar?

VR teknolojisi aslında çok da yeni bir teknoloji değil. Geçmişinin 30 – 35 yıla uzandığı söyleniyor. Fakat gelişen bilgisayarlar, güçlü işlemciler ve süper ekran kartları sayesinde artık uygulaması daha kolaylaşmış olacak ki, her yerde karşımıza çıkıyor.

sensorama-morton-heilig-virtual-reality-headset

Temel olarak, göz ve odak noktalarımızı yanıltarak 3-boyutlu bir ekran teknolojisi ve farklı sürücüler sayesinde 360’ derece ses deneyimi yaşatan kulaklıkların kombinasyonu ürünler diyebiliriz. Bu konuda farklı firmalar farklı proje isimleriyle öne çıkmaktalar.

Oculus Rift, Samsung VR, Sony Playstation VR ve Google Cardboard VR gibi projeler kullanıcılarla buluşmaya başladılar. Bu konuda firmaların farklı stratejiler izlediğini birçoğumuz fark etmiştir. Örneğin; Oculus Rift ve Sony Playstation VR gibi ürünler bütünleşik bilgisayarlı gözlük ve kulaklık deneyimi sunarken, Samsung VR ve Google Cardboard VR gibi ürünler akıllı telefonları araç olarak kullanıyor. Bu noktada Google’ın fikrinin dahiyane olduğunu da vurgulamak gerekir. Gözlük üretim masraflarını minimize etmek amaçlı oluklu mukavva kullanarak maliyetini 3$’ın altına indirmiş olması, VR gözlüklerinin tüm dünyaya yayılmasında kolaylık sağlayacak mı? Merakla bekliyoruz.

Google Cardboard

VR ve AR nasıl bir dünya sunuyor? Tasarımın bu noktada değeri nedir?

Kullanıcılar gerekli donanımı kuşandıktan sonra VR deneyim yolculuğu başladığında, duygularının aktive olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Bir korku evinde dolaşmaktan tutun, yüksek bir gökdelenin çatısında yürümeye kadar farklı uçlardaki deneyimler kullanıcıya sunulabilmekte. Kullanıcısını çevresinden soyutlayıp bambaşka bir ortama götürme durumunda, tasarlanan sanal dünyanın insanla etkileşimi önem kazanmakta. Bu noktada, arayüz tasarımında, profesyonellere büyük iş düşmekte.

Detaylı araştırmaların yapılması, çıktıların değerlendirilmesi ve tasarımların yapılması durumunda kullanıcı deneyimi tasarımı esasları fazlasıyla önemli olacaktır. Bilgisayar ekranınızdaki masaüstü simgelerini, bir gözlük sayesinde evinizin duvarlarında görmeye başladığınızda ya da yatağınızda uzanırken tavanda oluşan bir dokümanı okurken, deneyimin tasarlanması gerektiğini fark edebilirsiniz. 🙂

Google Glass

VR ve AR nerelerde etkin olacak? Sadece oyun mu oynanıyor?

Konunun uzmanlarından Mike Capps, VR yani sanal gerçekliğin 2020’lere kadar ‘yeni dünya’nın interneti’ olacağını savunuyor ve ekliyor, “sadece teknoloji ve içerik değil, her şeyi kapsayacak”.

Başka bir yandan uçuş firmalarının da VR deneyimi için çalışmalar ve anlaşmalar yaptığı konuşuluyor. Firmaların, yolcularına, yolculuklarda ucuz kulaklıkla kalitesiz film izlettirmektense, yolcularını VR deneyimi ile memnun edebileceklerini düşünüyorlar. (Kesinlikle haklılar.) Örneğin, dar uçak koltuğunda ve kasvetli bir yolculukta VR ekipmanınızla bir amazon nehri yolculuğu yapabilecek ya da uçmakta olduğunuz istikamet şehrinizin meydanlarında, sokaklarında dolaşıp planlamalarınızı yapabileceksiniz. Tabi bir gazinoda Zeki Müren konseri izlemek de olasılıklar içerisinde. 🙂

Capps’e göre AR yani artırılmış gerçekliğin VR’ın önüne geçmesi çok muhtemel. Gündelik yaşantımızda elimizin altında akıllı bir telefon bulunması gibi, AR ekipmanlarının da kolay taşınabiliyor olması VR’a kıyasla AR’ın çok daha büyük bir pazar payına sahip olabileceğini düşünüyor. Örneğin; Google Glass.

AR

Daha saymakla bitmez öngörüler bir yana, bu iç içe geçmiş iki teknolojiyi önümüzdeki yıllarda birçok sektörde, çok daha etkin bir şekilde deneyimleyeceğimiz kaçınılmaz bir gerçek. Tabi yine de siz cebinizde küçük bir totem bulundurun. Yakında gerçeklikler karışınca lazım olabilir. 🙂

https://www.youtube.com/watch?v=6urJejluX44